19 Aralık 2011 Pazartesi

AVON- Youth Minerals Eye Renewal Cream SPF 20

Eveeet, döndüm.

Yine sebeplerim var tabi ki bu uzun ayrılık için. Ama kötü şeyler değil, iyi şeyler.
Bloga en son yazdğım günden beri ,başka bir blog dahi okuyamadım, ya da 1-2 kez okumuşmdur. Bugün keyifle sevdiğim blogların son postlarını, sonra önceki kayıtlarını, sonra en önceki kayıtlarını okuyacağım :) Bunu yapmak çok hoşuma gidiyor :)

Gelelim bugün yorumlayacağım cilt bakım materyaline :)







Avon'un tüplü göz kremlerinden biri bu da.
Sensitive Botanicals'a olan aşkım, sevgim bitmedi. Sadece yeni ürünler de denemek istedim.
Bu ürün aslında, kaldırılan Ageless Results serisine denk, yani 30 yaş üstü için, yanlış hatırlamıyorsam eğer.
Mineral içerdiğinden bahsediliyor tanıtımında.

öncelikle, fotoğrafta da gördüğünüz gibi, tüpün kendisi kadar kocaman bir de kapağı var. Ayrıca, ucunda yaklaşık 0,8mm-1cm arası bir bilya var ( çok metrik gördüm kendimi!)






Yorumlarımı Sensitive Botanicals ile karşılaştırmalı yazıyorum:

1. İlk artısı, içerikte parfüm yok, zaten sürerken de koku duymuyorsunuz. Kremin kendisine has, çok çok hafif  belli belirsiz bir kokusu var.

2.SPF20 olması zaten süpper.

3.Sensitive Botanicals'a göre çok sulu bir kıvamı var. Ancak nemlendiriciliği çok daha yüksek.
Bu da, orta yaş kadınların ya da aşırı kuru ciltlerin hoşuna gidecektir.

4.Bu fazla nemlendircilik, bence makyaj altına kullanmak için hoş değil. Ayrıca, emildikten sonra bu nemi halen hissedebiliyorsunuz. Bu yüzden makyajı zorlaştırıyor.
Şöyle ki, birincisi, benim sabahları ayılana kadar gözlerim aşırı yaşarır. Kremi sürdükten sonra, gözlerim yaşardığında, krem doğal olarak gözüme kaçıyor ve yakıyor. Ama kaçmazsa  böyle bir sorun yaşamıyorum.
İkincisi, göz kalemim gün içinde çok dağılıyor. Altına ten rengi far sürsem bile, maalesef tutmuyor.
Halbuki Sensitive Botanicals benim göz kapağımda makyaj bazı gibi davranıyordu, çok memnundum.

5.Bilyası saçmalık ötesi birşey. Hiçbir işe yaramıyor. O krem, bilyayla göz çevresine fıçk fıçk kaydırma yaparak dağıtılacak bir krem değil. Ben ne yapıyorum? Yine parmaklarıma sıkıyorum, o şekilde sürüyorum. Bir de eziyet çekiyorum bunu yaparken tabii.

Sonuç olaraak, ben bu tüp bitince Sensitive Botanicals'ıma devam edeceğim diyorum ama kuru göz çevresine sahip olanların ve makyaj yapmayanların bu kreme göz atmalatını tavsiye ediyorum. Kesinlikle iyi bir krem.

13 Kasım 2011 Pazar

Menekşe Rengi Oje- Alix Avien # 279






Sevgiliye gördüğü an "ıyy, bu ne be, gotik mi oldun kızım başıma" dedirten oje. ( Kendisi yeniliklere pek açık değildir, hoş benim de bu ojeyi aldıktan sonra cesaret toplayıp sürmem 2 ayı buldu ya..)


Şişede daha bir mavi görünse de, tırnağa sürüldüğünde kesinlikle menekşe rengi oluyor. Kime göstersem aynı şeyi söyledi. Güzel bir renk. Fotoğrafta iki kat sürüldü.


Psikopatım hünkarımm

Muhteşem Yüzyıl'ı  izleyip, Süleyman'ın her önüne gelen güzelle bir alış-verişe girmesini görüp, sinirinden kuduran Bubble, sevgilisine telefon edip, "vallaha bak benden başkasına bakarsan,  keserim o p.pini" derse, sevgilisi ne yapar?

6 senelik kız arkadaşından daha önce hiç böyle birşey duymamış olmasından mütevellit şoka girer, susar, "ama aşkım, nerden çıktı şimdi bu yaa.." der. Bubble hızını alamayıp, "hatta sallandırırım, herkese ibret olur" der.


Yok yok, cidden bırakıyorum dizi izlemeyi. Hürrem'e yapılan her haksızlıkta ağlanır mı yahu? Dizinin başından beri Süleyman'ın koynuna Hürrem'den başka birisi girince, "ç.kün kopsun senin" diye bağırılır mı? Sanki beni aldatıyor..Baya baya kaptırıyorum kendimi ben ya.

Bu arada sanırım Hürrem'ci olduğumu da anlamışsınızdır , hehe :D.

Neutrogena Deep Clean Make Up Remover-Refreshing Oil Free Cleansing Lotion

Ay gerçekten bu ürünle ilgili yazılacak pek birşey yok aslında. Ben aldım, eller almasın diye yazıyorum :D



Tamamen merakıma yenilip , 6-7 ay önce aldığım bir üründü. Ürün, göz ve yüz makyajını, etkili bir şekilde temizlediğini ve cilde ferahlık verdiğini, tamamen yağsız olduğunu söylüyor.

Evet, ferahlık verdiği doğru, içerikte mentol yazmıyor ama, cildi serinleten, mentol ferahlığı veren birşeyler var içinde..
Ürün rimeli, kalemi, eyelinerı, kalıcı göz kalemini gerçekten çok iyi çıkarıyor. Amaaa..
bir kere göze kaçırırsanız, yandınız, tam bir facia, otuz saat suyla yıkasam da yanması geçmedi gözümün yanması.
Bunun dışında, göz çevresindeki deriyi nasıl yakıyor anlatamam..Resmen kıpkırmızı oluyor göz çevrem, yanıyor, suyla yıkıyorum, krem sürüyorum, kendine gelemiyor.
İlk denediğimde, ben fazla hoyratça sildim falan diye düşünüp , kendisine bir kaç kez daha şans daha verdim ama cık, ıh ıhh, olmamış. Gözün yakınına bile yanaştırmamalı bu ürünü..









Cilt makyajına gelince.. Evet temizliyor ama zaten cilt makyajını ne temizlemez ki? En basit bir makyaj çıkarıcı, zaten ilk hamlede, yüzdeki fondöten-pudra-allığın kabasını alır, geriye size iyice yıkamak kalır.
Bu ürün yağsız, yarı şeffaf-beyaz bir jel kıvamında, ama ciltte hafif vıcık bir losyon hissi bırakıyor.
Ayrıca parfümünü de beğenmedim. Yani bununla yüz makyajını temizledikten sonra asla ve kati suretle yüzümde bırakmam arkadaş.

Ben zorla kullana kullana yarıdan aza indirdim çok şükür..Ama bir daha almayacağım bir ürün

Bu arada baktım da üründen bayağı nefret ediyormuşum ben aslında :)

Isıl işlemsiz saç şekillendir(me) ?




Hayır, kafama sepet koymadım.

Yok, hayır , deli de değilim. Evde, böyle Frida Kahlo gibi dolaşma fantazim de yok, sevgilimin de yok hatta :D


Sadece Marjo'nun burada bahsettiği, saçları burup burup tokalayarak maşalı gbi dalgalar elde etme yöntemini uyguladım.
Sonuçtan hiç emin değilim. İzlediğim kadarıyla, uygulayan kızın saçları mükemmel oluyor ancak benim saçlarım çok ince telli ve belli belirsiz bir dalgası var normalde. Maşayı bile zor tutuyor.

Sabah 6'da işe gitmek için uyanıp, saçlarımdaki 0347103 tane tokayı çıkardığımda, ne ile karşılaşacağımı inanın bilmiyorum, sonucun kötü olduğunu düşünmek bile istemiyorum.
Umarım güzel olur da, o saatte bir de saçlarımı yıkayıp şekillendirmek zorunda kalmam :)

Siz denediniz mi bunu? Sonuç ne oldu?

9 Kasım 2011 Çarşamba

En İyi Cutipeel?

Evet, bu aralar en iyi cutipeel'i arıyorum.
Bu tarz ürünlerle ilgilenmeyenler için şöyle biraz açayım, cutipeel ürünler, tırnak etlerini kesmeye gerek kalmadan, bir nevi etinizi "parçalayarak" uzaklaştırıyor. Hehe, çok korkutucu geldi di mi kulağa? Evet aslında çok da masum ürünler olduklarını düşünmüyorum, zira şişelerin üzerinde hep, işiniz bittikten sonra ellerrnizii iyicenee yıkayın diye uyarılar bulunur.
Şimdi efendim, aklımdaki ürünler:

Kalyon Tırnak Eti Temizleyici: şuraya tık tık

Flormar Gentle Cuticle Remover: şuraya tık tık

Alix Avien Manikür Jeli: şuraya tık tık

Bende olan ürünler ise:

Golden Rose Cutipeel şu oluyor kendisi
Bu ürünü 1 seneden fazla oluyor alalı. Açıkçası çok beğenmediğim için fazla kullanmadım ve yarıya bile gelmedi. İşe yarıyor mu? Bence daha iyi olabilirdi, sürüp 2-3 dakika bekledikten sonra törpüyle tırnak etlerinizi kazırsanız! biraz etkili, ama sadece biraz. Kaldı ki benim öyle canavar gibi tırnak etim yoktur yani.
Çok tatmin olmadım, ayrıca bu markadan hazetmiyorum. Bir daha almam.

Sally Hansen Instant Cuticle Remover:  budur

Bu ürünü çok zaman önce kullandım ve hakkında yazılan tüm yorumlardaki gibi, gerçekten işe yaramıyor. Sally Hansen markasının özellikle tırnak güçlendiricilerini çok beğeniyorum ama bu ürünü bir daha almam.

Sizin kullandığınız kütikül giderici bir ürün var mı? Üstte saydığım 3 markadan kullanan var mı, ya da başka önerisi olan? Özellikle Alix Avien çok ilgimi çekiyor. Haydi parmaklar çalışsın lüffenn (:

SAÇLARINA AK DÜŞMEK?!?!!

Benim saçımın önünde, tam tepemde, bir adet beyaz saçım vardır . 3-4 yıldır orada kendisi, inatla da kopup gitmiyor, o kadar saçım dökülür, o hep dimdik ayaktadır!
Ben de inatla kaç senedir onu hep dipten keserim, o gene uzar.. Bu zamana kadar böyle anlaştık.

Bu sabah yine kestim onu. sonra hemen yanında başka bir beyaz saça takıldı gözüm, dehşete kapılıp onu da kestim, sen nereden çıktın şimdi diye.. sonra bir tane daha..saçlarımı ayırınca, birkaç tane daha..5-6 tane kestim..diğer yana geçtim, orada da var ..ay yok artıııık diye bir tepki verdim..sonra bu saçların hepsini kesersem, kel kalacağımı farkına vardım çok şükür ki durdum.

Artık saçı beyazlayan arkadaşlarıma, " ayyy sorma benim de bi tane inatçı beyaz saçım var, hep keserim o uzar" diye hava atamayacağım.

Evet, tamam, kabul ediyorum, yaşlanıyorum sanırım.

5 Kasım 2011 Cumartesi

FLORMAR OJE KURUTUCU SPREY

Uzun süredir merak ettiğim bir üründü.
Sprey formunda kullandığım ilk oje kurutucu bu.
Bunun dışında, flormar ve golden rose 'un oje şişesindeki kurutucularından kullandım.
Flormar, Goldan Rose'a nispeten daha başarılıydı ancak çok da tatmin edici değildi.
Golden Rose'unkini ise anlatmak bile istemiyorum. Kurutucu ismini tamamen yanlışlıkla yazdıklarını düşünüyorum, çünkü ojeyi hamurlaştırıp, tam tersi kurumaması ve üstünün yapış yapış olmasına neden oluyor. Neyse, çok deşmeyeyim.

Bu ürün, Flormarın web sitesinde 8.99 TL ye satılıyor yanılmıyorsam. Ben Karşıyaka çarşıdaki Yücel parfümeriden aldım ve tabii ki piyasa fiyatının altına! 7TL verdim koca şişeye :) 400 ml



Neyse efendim içinde ozon tabakamıza pek de yararlı olmayan bilimum gazın dışında, limon fındık fıstık yağı gibi şeyler de var, kütiküllerimizi beslesinmiş, yumuşatsınmış diye.

İlk kez dün kullandım, oldukça başarılı buldum. Ojeyi sürdükten yaklaşık 1 dakika sonra sıkıyorsunuz, zaten tırnağa soğuk bir his veriyor. yaklaşık 10 dakika içinde de, oje ciddi anlamda kurumuş sertleşmiş oluyor.
İçeriğindeki limon yağından olsa gerek, limon kokuyor, ayrıca, bu kokuyu ancak tırnaklarınızı koklarsanız alırsınız. Öyle buram buram ortamı kokutmuyor yani, bu yönü güzel.

Bu koca şişe ne zaman biter bilemiyorum ama bitince tekrar alırım diye düşünüyorum.

Bu arada, şişenin boyutunu tahmin edebilmeniz için yanına oje şişesi koydum. Oje Flormar 397, French için yeni gözdem. Süper bir renk ancak dayanıklılığı ve parlaklığını koruması Flormar olduğu için tartışılır. Oje kalitesini pek beğenmiyorum bu markanın maalesef.

Not: Yücel parfümeriye ba-yı-lı-yo-rum. Herşey mi çok ucuz olur yahu! Adamlar herşeyi , normal parfümerilerden 2-3 tl, hatta bazı ürünlerde daha da ucuza satıyorlar. Ayrıca, ürün çeşidi, bir çok parfümeriden fazla. Kendilerini takdir ediyorum , başarılarının devamını diliyorum.
Çok şükür ki mağaza Karşıyaka çarşıda, eğer Bostanlı'da şubeleri olsa, hergün uğrarım vallahi..


3 Ekim 2011 Pazartesi

Project Pan'de ilk bitenler!

Bitenler:
La roche posay- Effaclar temizleme jeli
Watsons ayak kremi
Farmasi ayak kremi. Çoktan çöpü boyladılar. Fotoğraf motoğraf yok!

Halen inatla bitmeyen, sürünenler:
Be Kissable body spray
Nivea body sprey
Neutrogena göz kremi

Çok ama çok kısa bir süre içinde bitecek olanlar
Parmex aseton
hobby ayak kremi
Vichy MicroFluid Face SPF 50+ 

Project pan dışında bitenler:
Maybelline Falsies Maskara
Maybelline Dream Matte Powder.

Oh be. Madde madde çok resmi bir yazı oldu bu arada..

2 Ekim 2011 Pazar

Kirpik kıvırıcılarıyla aranız nasıl?

Biraz önce bir blogda makyaj videosu izlerken, kızın kirpik kıvırıcısını eline almasıyla, benim panik içinde sekmeyi kapatmam bir oldu.

Oldum olası, kirpik kıvırıcılarından nefret ederim. Tek bir kez bile denemişliğim yoktur. Hatta, olmadık herşeyi alan , paraya acımayan ben, bu işkence aletine benzer şeye 50 kuruş bile vermem. Üstüne para verseler yine almam.

Nedendir bilmiyorum..Çok korkunç geliyor bu alet bana. Kirpikleri kıvırırken, koparacağını düşünüyorum. Koparmasa da o kıskacın içinde kıstırılan kirpikler, bir iki kez sonra o kıvrıldıkları yerden kırılıp kopacak gibi geliyor.

Kısacası, nefret ediyorum bu aletten, gördüğüm yerde kaçıyorum, tüylerim diken diken oluyor resmen

Siz kullanıyor musunuz? Kullanıyorsanız, hiç mi korkmuyorsunuz ?  (:

24 Eylül 2011 Cumartesi

Project Pan'in Suçu Ne?- Part 1

Yok yok, bu project pan, insanı daha çok almaya teşvik ediyor, ben böyle düşünüyorum. Rejimdeyken, insanın canının çok aciiiiip şeyler çekmesi gibi birşey.
alt tarafı 3 kutu bitti o postta yazdığım ürünlerden.. Bakınız bölüm 1 aşağıda.. Evet evet, bir de bölüm 2 var.
Ve evet, bunların hepsi bu hafta içi alındı...İçimde karşı koyamadığm bir alışveriş isteği, aman yarabbim, sanki mide kazıntısı gibi..




1. Gliss Sıvı Saç kremleri: Ben Gliss ürünlerine zaten tapan biri olarak, Karşıyaka çarşıdaki Yücel Parfümeride 1 +1 kampanyası olunca ve 2 şişe krem 9.90 TL ye gelince, kapıverdim. Yarım şişe kullanmakta olduğum var, milyon tane de banyoda durulanan saç kremi var ama olsun çoook uzun bir süre krem almazsın, şimdi al diyerek kendimi rahatlattım ve aldım!

2.Isana Sıvı Saç kremi: İçinde ipek özleri falan olduğunu iddia eden bir sıvı saç kremi bu da.. Şişenin kapağının küçük olması itibariyle, Gliss'den daha küçük gibi görünse de, bu da 200 ml, aynılar yani.. Bu şişe 4,5 TL. ayrıca, saçlarımı çok güzel açtı. Çok beğendim. Elimdekiler biterse!, yine alırım.

3.Body Shop Allık: numarası sanırım 1006.. Emin olamadım, çünkü çok abuk bir yerde yazıyor. Nars Orgasm'a çok benziyor bence, hatta bence daha güzel. Ben Orgasm'ı denediğimde, kendime yakıştıramamıştım ama bu allık çoook güzel, ayrıca yakışmayacak bir insan da bilmiyorum. Çok doğal ve oldukça açık bir mercan tonu, altın rengi ışıltılı.. Çok beğendim.




4. Body Shop göz çevresi için aydınlatıcı kapatıcı: Alttan çevirince, fışt diye fırçasına ürün gelen cinslerden. En açık rengi bu. Sadece orada alırken elimde denedim, daha ambalajını bile açmadım aldığım ürünün. Meraksız mıyım?? Hayır, değilim ama açıkta milyon tane kapatıcım varken, vicdanım bir tane daha bayatlatmaya izin vermiyor.

5.Isana Lip Balm-Vanilyalı & Mentollü: Kokusunu pek sevmedim. Mentol kokusu almıyorsunuz, sadece dudakta hafif bir serinlik hissediliyor. Vanilya kokusu hayal ettiğim gibi tatlı, kurabiye gibi değil. Acımsı sanki.. ama yine de çok kötü değil. 3,5 Tl ye inmişti, merakıma karşı koyamayarak aldım. Soğuk kış günlerinde kurtarıcı olacaktır.

6.Rival De Loop Siyah nokta bantları: çok beğendim, şu ana kadar kullandıklarım içinde en etkilisi. Gördüklerim karşısında dehşete düştüm zira.. Kutu içinde 3 adet bant var, fiyatı 3,35 TL. Bitmeden stoklanması gerek ancak Rossman'da kalmamış..








7.Rossman RingelBlumen Salbe , Türkçesiyle, Arnika Çiçeği merhemi: Evet böyle antik kuntik şeylere bayılıyorum. Ama daha çok ben Rossman'a ve Almanların bu marketlerde satılan, tedavi iddiası olmayan ama yarı medikal dedikleri doğal ürünlerine bayılıyorum.Adamların tarzı bu..
Şimdi efendim, Arnika Çiçeesii, çok iyi bir çiçektir, cilt için çok iyidir. ( zamanında, bir eczacı tanıdığımız, evinde hırs yapıp arnika yetiştirmeye, kremini yapmaya bile teşebbüs etmişti, o derece..) Türkçesi Aynısafa çiçeğiymiş aslında.
Ben Yves Rocher'ın Arnica özlü el kremini kullanırım, hep alırım bittikçe , mis gibi kokar ama bilirim ki içinde biraz parfüm de var.
ama bu krem parfümsüz, parabensiz, içinde, jojoba, arnika, soya yağı, E vitamini vs.vs var işte. Çok beğendim, özellikle çok kuru yerlerime sürdüm, bayıldım. Fiyatı 3,79 Tl ve 100 ml.
aslında 250 ml olanı daha ucuz, 4,5 TL ama kalmamıştı. Bitince yine alacağım, hatta bitmeden stoklayacağım bir krem.. Yağlı ciltli olmayanların yüzlerine bile kullanabileceklerini düşünüyorum.


8.Avon Clearskin Professional Invisible Blemish Treatment Gel: Bu ürün %2 salisilik asit içeriyor, ayrıca bilmem kaç adet bitki özü. Bu kadar etkili çıkacağını hiç düşünmemiştim, bu ayki kargo limitimi doldurmak için öylesine almıştım. Sanırım salisilik asit oranının kayda değer olmasından mütevellit, çenemdeki 2 sivilceyi pısss diye söndürüp beni şoka soktu, hem de bir günde. ( genelde bir gecede etki ettiği söylenen kremlere pek inanmam, zira bu kremi bir gece sürdüm, bir de sabah kalktığımda ve o günün akşamüstünde sivilceler kabuk halini almıştı)
Etkisi hep böyle devam ederse yine alabilirim.

Bu arada, mavi renkli şekli birşeye benzetilemeyen cisim, yumuş yumuş bir silikon yüz temizleyici.. Clearskin serisinin hediyesiydi. Acayip süper bişi, yumuşak ötesi, yüzeyinde, kıl şeklinde çıkıntıları var.

9.Avon Solutions Youth Minerals Spf 20 göz kremi: henüz kullanmadım, hatta ömründen yememek için kapağını bile açmadım. Kremi yaşlanma  belirtilerime çare olsun diye değil ( zira pek yaşlanma belirtim yok, heheyt) güneş koruması için aldım ancak ucunun bilyalı olması beni biraz irrite ediyor, bakalım rahat kullanabilecekmiyim.. Mevcut göz kremi bitirilmeden, bu krem açılmayacak!

10. Avon Clearskin Pore Penetrating Clay Mask: Kil maskesi, içinde yine %0,5 Salisilik asit var.
Henüz kullanmadım ama yabancı bloglarda güzel bir maske olduğu yazılmıştı. Temsilci fiyatıyla bana 4 TL ye gelince, kaptım bir tane..Deneyince yorumlarımı yazarım..

İşte böyle. Part 2 de, sevgiliye alınan deodorant, kendime aldığım 2479479 tane oje ve kıyafetleri görebilirsiniz. Hatta ayakkabı da aldım ..Evet ben bu hafta deli gibi para harcadım. Çok kızgınım kendime.
Ama olsun, güle güle kullanayım yine de..:)

13 Eylül 2011 Salı

Zayıflamışım!!

Dün sevgilim geldi. 1 haftalık aranın ardından, beni görür görmez " Sen zayıflamışsın sıpaa, gebertirim seni" dedi. Hehe, mutlu oldumm..O zaman neymiş, boğazı tutmak işe yaramışşş..

11 Eylül 2011 Pazar

Göbek, ayak ve Fransız Manikürü



Başlangıç notu: ayakları zoomlamayın olur mu? Zira pek korkunç görünebilirler..:D





Ne zaman ki eğilip ayak tırnaklarıma oje sürmekte zorlanıyorum, o zaman anlıyorum ki göbeğim büyümüş, ben şişmanlamışım. Özellikle french yapıyorsam, nefes nefeseyim..Evet abarttım biraz, haha :P Ama zayıf günlerimde ayaklarıma daha iyi french yaptığım bir gerçek :)




Bunlar da kısa ve tombul eller:

Sol el


Sağ el



solak değilim fakat, sol elimde daha iyi french yapıyorum. Var mı böyle bir saçmalık?

10 Eylül 2011 Cumartesi

IVIR ZIVIRLIK

Bugün marketten 1 TL ye aldığım, plastik sepetlerim.. Boyutları 15x20 cm civarı, derinliği de 8-9 cm herhalde    ( şu anda tamamen sallıyorum, ölçmedim).
Her rengi vardı, bu pembe ve yeşil bana çok şirin geldi.Plastiği sert ve kaliteli, renkleri güzel, dikdörtgen oluşu güzel, çekmeceler için uygun, kenarlarında uyduruk plastikler gibi kıymıklar yok. 1 TL olması zaten şaka gibi..
Çok ihtiyacım vardı gerçekten , 2 tane aldım bir de..:P

Annemin yorumu, " sen böyle şeyler aldıkça ıvır zıvırlarının sayısı artıyor, farkındasın değil mi?".




Galiba annem doğru söylüyor :)

VICHY- MICROFLUID FACE SPF 50+ Güneş Koruyucu

Sanırım artık yüzyıllardır süregelen çılgın güneş koruyucu sorunsalıma son noktayı koymuş bulunuyorum. Hayır, hayır, hayalimdeki kremi bulmuş değilim, heyecanlanmayın :)
Mükemmeli bulamayacağımı kabul ettim sadece..

Kullandığım hiçbir markadan çok memnun kaldığımı söyleyemem. Koruması iyi olanın, dokusunu beğenmiyorum, dokusunu beğendiğimin koruması düşük oluyor, parfümlü parfümsüz olayı derken, mükemmel değil hiçbiri..

Bu yaz başı "amaaan nasılsa hepsi aynı değil mi, ipe ipe kullanacağım bir tanesini "diyerek, Vichy'nin 40 TL ye satılan, yanında makyaj temizleyici ve yüz kremi seyahat boyları hediyeli olan kofresinden aldım. Ürün, parfümsüz, parabensiz ve sebum düzenleyici olduğunu söylüyor :)

Bildiğiniz gibi, Vichy de La Roche Posay gibi bir Loreal markası. Loreal'in patentli Mexoryl-XL güneş koruma teknolojisi , Loreal'in tüm markalarında kullanılıyor. Bu yüzden şu anda piyasadaki Vichy ve La Roche Posay marka güneş koruyucular arasında, kullanılan filtreler ve teknoloji bakımından bir fark yok..Biraz da alırken, bunu düşünerek aldım, La Roche Posay 59 Tl ve Vichy 40 tl + yanında hediyeleri var diye..

İyi ki de almışım, çünkü kesinlikle La Roche'un Anthelios AC sinden kat kat fazla memnun kaldım diyebilirim. Bir kere, Anthelios AC, akneli ve yağlı ciltler için olduğu belirtildiği halde, inanılmaz yağlı, ayrıca bende akne problemimi artırdığını düşünüyorum.

 Ancak Vichy, eriyip suratımdan akıp gitmedi, tamam çok mat da durmuyor ancak Anthelios'dan daha iyi emildiği ve daha mat durduğu ayrıca, akne problemimi artırmadığını/ hatta hafiflettiğini söyleyebilirim.

Neyse efendim, ben bu kofreyi yaz başında aldım, güneş kreminden pek memnun kaldım ve bitmek üzere.Tasalar tuttu tabi beni :) Bu hafta içi, gittim, aradım kofrenin aynısından bir eczanede son kalanı buldum. Yaz sonu olduğu için, yenileri gelmemiş, hep bitmişti. Şanslıyım son pakedi yakalayabildiğim için..Seneye yaza da , kofre olsa da olmasa da, aynı kremi alırım diye düşünüyorum..( Gerçi sağım solum pek belli olmaz benim :))

Biraz da fotoğraflar :)


Hediyeleri şunlar:

Purete Thermal 3 in 1 Temizleme Suyu: 100 ml.
Aqualia Therma Rich Krem 15 ml ( bu da parabensizmiş )

Yaz başında aldığım kofreden de aynı hediyeler çıkmıştı ancak ben hiçbirini açmadım henüz. Bunları da saklayacağım, açıkta çok fazla makyaj temizleyicim ve kremim var, bayatlamasını istemiyorum. Bu yüzden bu ürünler hakkında yorum yapamıyorum ama güzel çıkacağını düşünüyorum nedense :)


Kısacası, bu fiyata bu ürünler bence sudan ucuz :):)

Not: Güneş kreminin akne problemimi hafiflettiğini yazmam, lütfen akneleri geçirir gibi anlaşılmasın. Kimseyi yanıltmak istemem. Ama benim cildim uzun süredir olmadığı kadar iyi ve pürüzsüz, hem de yaz boyunca böyleydi. Benim yazları cilt prolemlerim genelde sıcak ve nemle birlikte artardı, ama bu yaz artmadı, bu ürünün de etkisi olduğunu düşündüm ben de, gözeneklerimi diğerleri kadar tıkamadığını düşünüyorum.

Bilgilerinize sunulur..

9 Eylül 2011 Cuma

Halen diyetteyim?

Evet diyetteyim. Sanırım. :)
dün akşam dondurma yemiş olsam da diyetteyim. tam 5 gün oldu. Kendimi öldüresiye sıkmadığımı itiraf etmeliyim ancak öyle bisküviler, kekler, çikolatalar da yenmiyor. Akşam kuş kadar yemek yeniyor.İş yerinde zaten öğle yemeği yemeye vakit bulamıyorum, açlıktan bayılacak gibi oluyorum bazen ama vakitsizlikten tuvalete bile gidemiyorum.
Bu hafta yine inanılmaz stresliydim, genel müdürümüze "Bence bizi öldürün, siz de biz de kurtulalım" dedim.. Sessizlik oldu..Bakışmalar..Kal geldi kendisine , gülümsedi.. Hiç de pişman değilim, oh iyi dedim :) :)

Ee siz ne yaptınız? Milky, Sochic nasıl diyet acaba :):)

5 Eylül 2011 Pazartesi

1st day on diet

Sağlıklı ötesi bir gün geçirdim. İkram edilen bisküviler, browni intenseler hatta profiterol bile geri çevrildi.
E bundan iyisi, şamda kayısı!

4 Eylül 2011 Pazar

Evet, yine pazartesi günü diyeti



Biliyorum, daha önce bu blogda, daha blogum tazecikken, diyete başlıyorum, efendim 100 kilo aldım, kesinlikle diyet yapıyorum die atıp tutmuştum. Şimdi görüyorum da sadece atıp tutmuşum.  "Noöldu Bubble Hanım ?" dediğinizi duyar gibiyim.. Yalan oldu , napalım..Zira o zaman şimdiki halimden daha da zayıftım ( 2-3 kilo kadar). O zaman da eski halimden 6-7 kilo kadar şişmandım.. Ne etti toplamda? Ben toplamak istemedim , isterseniz siz toplayın yazın...

Yok, yok.. İnsanlar anlamıyor beni. Vallahi de çok yemiyorum, ne yesem yarıyor durumu oldum resmen. Ofiste tüm gün buz gibi klimaların altında dona dona çalışan bünye, bence yağ bağlıyor kutup ayısı misali. Ya bir daha yemek bulamazsam diye, her yenen depolanıyor diye düşünüyorum. Saçmalıyor muyum sizce?
Klimalı ortamda durmak zararlı diye biliyoruz hepimiz ama kilo aldırıcı etkisini ilk kez benden duyuyor olabilirsiniz  :D:D Neyse işte bugün de bunu öğrendiniz. :P

Şu anda mutsuzluğum doruklarda. Yarın iş başlıyor ve ben artık işimden nefret eder oldum. Her daim çok yorgunum demekten, akşam eve geldiğimde uyuklayarak iş yapmaya çalışmak, 10 da uyumak, dışarı bile çıkmak istememekten bıktım, usandım. Her sabah 6 da çalan saati 5 kez erteleyip, sürünerek uyanmaktan, iş yerinde öğlen 12 ye kadar ayılma faslı yaşamaktan ve öğleden sonra bitmek bilmeyen 5 saatlik toplantılarla günü bitirmek- ya da bitirememekten bıktım. Bu yüzden yarın işe gitmek istemiyorum.

Haaaa bunun kiloyla ne alakası var diyeceksiniz. Mutsuzum arkadaşım, istediğimi de giyemez oldum. İşe ne giysem şaşırdım, durup durup bol bol t-shirtler, altına taytlar..( allahtan moda da, garip durmuyor)
Açıkçası bu iş stresimin de beni etkilediğini düşünüyorum..Spor yapamıyorum bir kere, bilgisayar başında tüm gün hareketsizim..


Geçen yaz giydiklerime bu yaz giremez oldum( geçen yaz da bir önceki yazın kıyafetlerine giremiyordum, bu böyle katlana katlana büyüyor , offf)
Dolapta, kazara 2 sene önceki t-shirtümü buldum. Gözlerim doldu, neredeyse ağlayacaktım. Çocuk t-shirti len bu dedim, minnnak bişey..Ben mi giyiyordum dedim, evet Bubble, sen giyiyordun dedim..

Ben ne yaptım? Mangonun indiriminden, içine şu anda kesinlikle giremediğim, dizime kadar çıkan bir kot aldım. Bunu zayıflama aracı olarak kullanacağım. Kotu o kadar beğendim ki, ben buna girerim dedim ve aldım ama eğer bu 10 kiloyu veremzsem , verdiğim para sokağa gidecek. Aldım gazı, gidiyorum...


Yarın bu mutsuz bünye, diyete başlıyor. o 10 kilo verilecek, başka yolu yok.
Vallahi her hafta buraya rapor yazacağım , söz.. ben yazmazsam siz sorun, baskı yapın tamam mı??
Öptüm.

Project Pan zamanıdır!!!

Paloma geçen gün bana "kızıım project pan yapıyorum artık canıma tak etti" dediğinde , sen de mi ya üfff, çok sıkıcısın, bırak kasma, bitmesin dedim, bol bol dalga geçtim.
ancak odamda artık yaşanacak, ya da nefes alınacak yer kalmadığını farkettim. Gerçekten abartılı sayıda vücut losyonu, parfüm, ayak ve el kremi var.. Makyaj malzemelerinin abartısından bahsetmiyorum..Onları bitirmeye uğraşmıyorum, zaten belli şeylerim düzenli aralıklarla bitiyor, pudra fondöten, rimel gibi..

Ama arkadaş, bir insanın 6 tane de ayak kremi olmaz ki.. Hepsi yarım yarım.. 2 tanesi hafif diye, "yazlık ayak kremi", bir kısmı serin havalar  için!, bir kısmı çok yoğun diye, kış için.. Yok artık, delirmiş dediğinizi duyar gibiyim..

Acilen bitirilmesi, dolapta yer kaplayan yedeklere geçilmesi ve ortalıktan birkaç kutu daha uzaklaştırılması için abanılarak kullanılması gereken şeyler:




1. Eyüp Sabri Tuncerden aldığım Raspberry kokulu vücut kremi ve vücut losyonu: Yarıya geldim sayılır ama halen gözümde büyüyorlar.Bir kere Rasperry falan kokmuyorlar, bariz çilek kokuyorlar. İlk başta sevmiştim ama ne bileyim sonradan sevemedim, bacaklarıma , ellerime sürer oldum...Böyle böyle bitecek umarım..

2.Neutrogena Radiance Boost Göz kremi: bitmek üzere, sanırım düzenli kullanımda 2-3 haftalık ömrü var. Arada clinique all about eyes ve avonun eski solutions kavanoz göz kreminden kullandığm için bitmedi. Bir daha alır mıyım? Ihh, cık. kötü bir yönünü görmedim ama denemek istediğim Rossman göz serumları var, ayrıca La Roche Posayin göz krem testerları var elimde.

3.Watsons Beauty Formulas Intensive Moisture Ayak Kremi: Yalana gel, hiç de yoğun nemlendirme özelliği falan yok bu kremin. "Yazlık" ayak kremi diye tabir ettiğim cinsten, hafif, kolay emiliyor.Ama sabah kalktığınızda, o kuru ayaklar geri gelmiş oluyor. Sürülüp terlik giyilebilen cinsten bir krem. Bir de yetmezmiş gibi yedeği var!! Niye alırsın ki yedeğini. 3 tl idi neyse.

4. Hobby Ayak kremi: Bu krem de bitmek üzere ama bunu kışa saklıyorum. Oldukça beğendiğim bir krem, nemlendirmesi güzel, neutrogena kadar yoğun değil ama watsons kadar hafif de değil.. Bir daha alır mıyım? Olabilerrr..


5.Farmasi Foot Deo Cream: Bu da çok intensive olduğunu iddia eden bir krem, ama değil. Güzel ama bu da yazlık. Bir milyoncu gibi bir yerden almıştım 2 sene kadar önce, 1,5TL ye..bir de 150 ml bitmek bilmiyor anacım..Bulursam yine alabilirim, özellikle bu fiyata olursa..

6.La Roche Posay Effaclar Yüz Yıkama Jeli: bundan 3 tüp bitirdim. son tüpümü, yarıyı geçince ve diğer markaları deneme merakı bastırınca, banyoda, yüzümü yıkamak için kullanır oldum. Yaklaşık 1 aydır, her banyo sonrası bitirip atacağımı hayal ederken, içinde bir kullanımlık daha olduğunu görüyorum. Bugün artık çıkmaz derken, kocaman jel çıktı içinden, anlayamadım, durdukça çoğalıyor mu ne..Bir daha alır mıyım? İleride olabilir ancak şu anda Neurogena Clear Pore Wash ve Dermalogica Special Cleansing Gel ile çok mutluyum..Uzun bir süre almam.

7.La Roche Posay Effaclar Tonik: sırf alkolden oluşan bu toniği, zamanında Gizemeli dinleseydim, almazdım. 35 tl param da boşa gitmezdi. 4 de biri falan bitmiştir, belki daha azı..Yüzümü kızartıp , yakıyor.. Ne amacı var anlamadım. Çok aşırı yağlı ciltler kullanabilir belki.. Ben sadece alnıma sürerek bitirmeye çalışacağm, acaba kaç yılda biter..Bundan ümidi keseyim , hatta bu project pan'den çıkarayım en iyisi..


8. Avon Be Kissable Body Splash: Avonun en beğendiğim kokularındandı, mis gibi yasemin kokuyor ama ne yazık ki kaldırıldı :(
Çok seviyorum ama bu şişe resmen süründü , dibi geldi, bitmiyor. 2 ya da 3 tane yedeğim var.. Gelecek yaz kullanırım onları, ama bu kış bu şişe ortalarda dolanmamalı.

9.Parmex Aseton: Bence asetonda bu marka, en iyisi. Ancak tırnaklarım çok güçsüz ve aseton daha da mahvediyor. Bu yüzden artık asetonsuz oje çıkarıcılar kullanıyorum. Uni marka kullanıyordum ancak son gidişimde Rossman marka asetonsuz oje çıkarıcının Uni'nin yaklaşık yarı fiyatı olduğunu farkettim ve bir adet kaptım, ayrıca Uniden kat kat kolay temizliyor. ( Uni koyu renklerde başarısızdı, sadece açık renk temizlemek için kullanıyordum) Parmexim bitince artık hep Rossman alacağım.

10. Nivea Gazsız Natural Spray: bu ürüne olan duygularımı ben de anlayamıyorum, bir seviyorum, bir nefret ediyorum yer kapladığı için. Bence bu tam anlamıyla bir body splash, deodorant değil...Bir daha alacağımı sanmıyorum, aşırı çabuk bitiyor ve 10 TL. Hiç gerek yok.

Daha bitirilmesi gereken çook ürün var ama şu anda gerçekçi olup 11 ürün hedef aldım ( 1. sırada yazdıklarım aslında 2 ayrı ürün olduğu için 11 ürün ediyor toplamda, bakmayın 9 madde olduğuna:)


Ha bu arada, öyle gloss, allık , far bitirmek gibi gerçek dışı ürünler yok dikkat ederseniz. Bunları bitirene saygım sonsuz ancak ben bir allığa, bir glossa abanıp, psikolojimi alt üst edemem, onlar varsın dursun, ben sürekli aynı ruju süremem, içim şişer vallahi.

Bir de orjinal parfümlerim ve BBW ve VS body splash ve lotionlarım hiç bitmesin olur mu? Onlar benim canlarım.. :D:D

3 Eylül 2011 Cumartesi

NEUTROGENA-CLEAR PORE WASH Temizleme Jeli



Yüzyıllardır satılan bir ürün olmasına rağmen, benim çok ama çok geç keşfettiğim ve kendisiyle aşk yaşadığım bir yüz temizleme jeli.



Afedersiniz ama otu b.ku deneyen ben, herşeye para veren ben, bu jeli neden daha önce denememişim sorarım kendime. Gerçi düşünüyorum da, cevabı var sanırım. Daha önce Neutorgenanın Deep Clean serisindeki turuncu jelini kullanmıştım onun yüzümü resmen parça parça kabartması yetmezmiş gibi, sonra bir de hassas! ciltler için olduğu iddia edilen Liquid Neutrogena'yı kullanmıştım . O da turuncu, o da Deep Clean gibi rezalet bir ürün!! Aman tanrım, nasıl şeylerdi onlar. Cildimi kurutmanın ötesinde bir boyuta taşıyıp, kıpkırmızı kabartmıştı..

Neyse yani turuncu jellere olan garezim beni bu jeli denemekten alıkoymuş olabilir. Pek sevgili Pembepeluş bana yazmıştı, yok kızım, bu jel onlara benzemiyo, deterjan gibi değil bu, vallahi değil, al kız al diye...
Migrosun en son yaptığı ve bir daha ne zaman yapacağını merakla beklediğim %50 indirimden aldım bunu.

Bir kere, yapısı çok sulu, çok hafif ama ona rağmen ben az bir miktar kullanıyorum. Köpürmesini beklerseniz, daha çok beklersiniz, yok öyle birşey. Yüzümü ovuşturup, yıkıyorum,çok güzel durulanıyor, kalıntı hissi bırakmıyor.
İçinde Salisilik asit var, bu da akne oluşumunu önlemeyi iddia ediyor. Ben yaklaşık 1 aydır kullanıyorum ( aldıktan sonra bile aylarca korkudan rafta beklettim!) ve yüzüm gerçekten çok iyi durumda.
Bu arada cildimi aşırı da kurutmuyor. Yalnız parfümü biraz fazla, yıkadıktan sonra parfüm kokusu 1-2 dakika kadar burnunuza geliyor.




Neutrogena'nın diğer iki turuncu! renkli jelini piyasadan kaldırıp, tüm rafları bu jelle donatmasını temenni eder, başarılarının devamını dilerim..

Fotoğrafları bu sefer cep telefonuyla çekmedim valla. Ama sanırım çok kahve içmekten ellerim titriyor bugün, bulanık çıkmış, neyse çok da önemli değil, alt tarafı pompalı bir şişe :)

AVON-Sensitive Botanicals Gece ve Gündüz Kremi SPF20

Ay bana bu bayram bir yaz, bir post geldi, sürekli blogumla ilgilenir oldum, pek mesudum.
açıkçası, aylardır giremememin nedeni , hayattan neredeyse kopmuş olmamdı, bu bayram tatilinden sonra da aynı tempoya geri dönüş yapacağım için çok da ümitli değilim kendimden.
iş yerinde pozisyonumda sözde "kıdem"lenmem ve sorumluluklarımın artıp, dağlaaar kadar olmasıyla, gece evde çalışmalarla, yurtdışına çıkmamla bildiğiniz koptum gittim, ben bende değilim yani.. Yaz nasıl geçti anlamadım, sevgilim askerden gelmesi falan derken..

Neyse, hazır yazasım gelmişken yazayım bari..Bugün de Avon Sensitive Botanicals serisinin gece ve gündüz kremlerini yazayım istedim.



Önce gündüz kreminden başlayayım. Açıkçası bu krem için söylenecek çok söz bulamadım ben. Benim cildim için oldukça yağlı bir krem. 2-3 kez inat edip sürdüm ama gün içinde çok yağlandırdı, bu yüzden boyun-dekolte kremi oldu. Unutmadan, SPF 20 güneş koruması var, bu koruma kimyasal filtrelerle sağlanmış. Bunun dışında, içinde yine bol bol bitki özleri var. İyi yönü yine parfüm, paraben içermemesi denebilir. Kuru ciltlere tavsiye edebileceğim bir krem ancak ben vücuduma sürmek dışında başka bir amaç için bir daha alacağımı sanmam. Gündüz kreminin içeriği:





Gece kremi: bunu daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Daha çok jel formunda bir krem, gündüz kremine göre çok daha hafif ve kolay emiliyor. Aslında gündüz kremini elime ya da vücuduma sürdüğümde çok kolay emiliyor ama yüzümde emilmiyordu. Bu krem ise yüzde de gayet güzel emiliyor. İçeriği:



İçeriğinde yine bir çok bitki özü var, shea butter var ayrıca. Aslında yağlı ciltli insanlarda bu tarz yağlar gözenek tıkanmasına yol açabilir ama ben hergün sürmedim, sadece cildimi aşırı kuru hissettiğim zaman sürdüm. Bunun dışında dekolteme sürüyorum tabiki yine :) Ama sürdükten sonra bu bölgemde bir kadifemsilik oluyor ki ben bu hissi çok seviyorum. Kremin nemlendirmesini çook başarılı buluyorum.

Kremin en ilginç özelliğine gelelim. Fotoğrafta da görebileceğiniz ışıltılar. Daha doğrusu pembe-mor yanar dönerli bir görünümü var kremin.Sürüldüğünde ışıltı vermiyor kesinlikle, ama dekolte bölgesinde verdiği kadifemsi, pürüzsüz görünüm bundan da kaynaklanıyor olabilir belki, bilemiyorum. Mümkün olduğunca bu ışıltıların görünmesini sağlamaya çalıştım fotoğraflarda ama burada göründüğünden daha fazla mor ışıltısı var kesinlikle!



Shea butterın mucizevi bir yağ olduğuna inanan ben, bunu içeren her kreme da saygı duyuyorum, çok seviyorum :) Vucudumda kullanmak üzere yine alabilirim diye düşünüyorum.

Bunların da fiyatları %50 indirm zamanlarında 15 tl civarı oluyor diye biliyorum..

Kremlerin cildime uyup uymaması ayrı bir olay ama bence gayet başarılı ürünler. Tek dezavantajları kavanozda olmaları..

Ay bu arada, en önemli şeyi unuttum, kremlerin kokuları. Bu serinin göz, gündüz ve gece kremlerinin üçü de salatalığımsı hoş bir kokuya sahip ama içerikte parfüm yazmadığı için bunların içindeki bitki özlerinden kaynaklandığını düşünüyorum.


KATİL AYI ARANIYOR!


Bugün o kadar komik bir haber izledim ki.. Bilmiyorum acaba başka komik bulan olmuş mudur, yoksa sadece bana mı komik geldi.

Herkesin çok iyi bildiği, en "şov"men tv kanallarımızdan birinin ana haber bülteni. Hangi ilde olduğunu unuttum ama işte bir ilimizde, ayıcığın biri ormandan köye inmiş, ayrı ayrı zamanlarda 2 köylüyü kaçırarak öldürmüş!
Ve o görüntüler..

"Katil!" ayı, bir kaç jandarma eri ve köylüler eşliğinde ormanda aranıyor. Ana haber bülteni sunucusu da dehşetle katil ayı diyor birkaç sefer üst üste...
Eğer Türkçe bilmeyen biri o haberleri izliyor olsa, düşüneceği şeyleri tahmin edebiliyorum.. İnsanlar bir suçluyu ya da ne bileyim kayıp birini arıyor sanar..

Tamam ölen köylülere üzüldüm, onlara rahmet diliyorum ama beni çok düşündüren birşey oldu şimdi.. Eğer "katil" ayı bulunursa, ne yapılacak? İdam mı edilecek, ya da hapse mi atılacak, mahkemeye mi çıkarılacak?
Sonuçta bu bir ayı değil mi? Kedi, köpek, kuş gibi bir hayvan yani.. Sokakta fare boğan kedilerin cezalandırılması gibi birşey olmaz mı bu ayıyı cezalandırmak?




Ayıyı nasıl suçlayacaklar acaba, nihayetinde hayvan yani, bilinçli olarak mı öldürdü? Neden yaptın diye sorgulayacaklar mı? Ay ben gerçekten çok takıldım bu konuya, umarım ayı bulunamaz, yoksa hayvanın can çekiştirilerek öldürüleceğinden eminim. Haberin devamı geldi mi, ayı bulundu mu açıkçası bakmadım, öğrenmek de istemiyorum.
.

2 Eylül 2011 Cuma

OFFF!

Sevgilim askerden geleli 3 hafta oluyor ama ben düğün ne zaman lafını en az 3000 kez duydum!
3000 kez aynı cevabı verdim; önce işe girmesi gerekiyor bilmem farkında mısınız?? bu insanların hiçbiri de samimi olduğum insanlar değil ne hikmetse.. Hatta kaç senedir sevgili olduğumuzu bile bilmezler, o derece uzak..ama merak işte bu Türk insanındaki..

Sonra, sevgiliyle 39 kez bayramlarda kimin ailesine gidilip kalınacak, evin kanepesi ne renk olacak, ortaya sehpa almaya gerek var mı yok mu tartışması yapıldı..

Sonra, Birkenstock terlik almak isteyen Bubble, sevgilisinden şöyle bir uyarı aldı: " hayatım evlenmeyi planlıyoruz, sence de 140 TL bir terlik için fazla değil mi? ". "evet , ama o terlik için değil" dedim suçlu suçlu..sonra bakıştık, sustum.

Sonra, bu aldığım kozmetiklerin evliliğimizin ilk 5 yılı beni idare edeceğinin sözünü verdim!

Yine düğün nerede olsun, hatta hangi mevsimde olsun kavgası çıktı. Ben yaz düğünü istiyorum arkadaş! o tutturdu yazın çok sıcak olur, kış düğünü olsun. Kışın düğün mü olurmuş, sevmem ben.

Sonra ben zırlamaya başlayınca, sevgili bezip, tamam aşkım tamam off diyor..

Bugün de böyle bitti. Yarınki konuları çok merak ediyorum. Oturup bunların ciddi ciddi konuşulması gerekiyormuş , öyle diyor. Şimdi düşünüyorum, ben yeterince ciddi görünmüyor muydum sabahtan beri, hayret bişey!

1 Eylül 2011 Perşembe

AVON-Solutions Sensitive Botanicals Göz Kremi SPF15


Bu göz kreminin hastasıyım, taa Liiv Botanicals zamanından. Liiv Botanicals serisini bilenler bilir, çok hayranları vardı bir zamanlar. MUA da, avonun en iyi puan alan ürünleri de bunlardı zaten. Hassas ciltler için çıkarılan, bilimum ot- bitki özü içeren ama en önemlisi parfüm ve paraben içermeyen krem diye piyasaya sunulmuştu.

Türkiye'de yaklaşık 2 sene satıldı ve kaldırıldı (2 seneden bile az olabilir, yanılıyorsam düzeltin)

Ben çok üzülmüştüm, çünkü göz kremini çok seviyordum.  Hem yapısı çok hafif, hemen emiliyor hem de SPF15 olması, günlük olarak ihtiyacım olan güneş korumasını sağlıyordu. Bu sene Solutions- Sensitive Botanicals adlı seri ile Liiv Botanicals serisinin tüm kremleri geri geldi- serumu hariç.
İçerikleri, kokuları, yapısı, herşeyiyle aynı gözüküyor, yine Avon'un anlamsız isim değişikliklerinden biri sanırım.

Bu göz kremi parfümsüz, hem kimyasal hem de fiziksel filtreler içeriyor, çok çabuk emiliyor, gözümü yakmıyor ve makyaj için bence harika bir baz. Emildikten sonra kesinlikle yağlı bir his bırakmıyor, bilakis mat ve aydınlık bir görünüm veriyor.( Çok hafif beyazlatıyor, bu yüzden aydınlık veriyor sanırım). Göz çevremde herhangi bir hassassiyete neden olmadı, ayrıca tüpte olması çok sevmemin başka bir nedeni. Bence, Liiv Botanicals serisinin bembeyaz ambalajı daha şıktı, bu yemyeşil janjanlı ambalaj beni pek açmadı.Tek sevmediğim yanı bu olsun diyor, sizi yine kalitesiz bir fotorafla başbaşa bırakıyorum.





Fiyatı %50 indirim zamanlarında 15 tlye iniyor yanılmıyorsam. Benim yedeklerim bile var, bittikçe alacağım bir ürün.

Bu serinin bende temizleyicisi, gündüz ve gece kremleri de var ama hepsi dekolte kremi oldu :) Bence onlar oldukça kuru ciltler içinler, benim için fazla yoğun.
Bir gün denk gelirseniz, denemenizi tavsiye ederim.

31 Ağustos 2011 Çarşamba

YATTIĞIM YERDEN POST- FLORMAR MAT TERRACOTA FAR- M108

Bu postu size yattığım yerden yazıyorum. Bu yüzden telefon ile çekilmiş fotoğrafların ve baygın bakışlarımın kusuruna bakmayınız. ( Tabi ben her zaman üşengeçliğimden telefon ile çekiyorum, orası ayrı)

Bu far da canım arkadaşım Paloma'nın tavsiyesiyle aldım.Benim kapatıcı yerine sürdüğüm, disko topu gibi parlamayan ancak çok da mat olmayan, tam sevdiğim "az aydınlatma" efektini veren bir far. Göz altlarım normalde sorunlu değildir, sadece çok yorgun ve uykusuz zamanlarımda hafif çöker ve morlaşır, ama hemen toparlar kendini.
 Aşağıdaki fotoğraf benim çıplak gözüme aittir, hem de en mor ve çökük halinden!





Bu fotoğraf da, M108 terracota far sürülmüş hali:


Bu fotoğrafda da, sağ göz kapağımdaki kırmızılığın ve damarlı görünümün, far sürülmüş olan göz kapağımda olmadığını farkedeceksiniz. ( bubble aslında uyumak üzere burada)



Dediğim gibi, bildiğimiz terracotalara kıyasla oldukça mat duran, kesinlikle sim içermeyen bir far. Çok yoğun sürülürse, hafif sedefli/metalik görünebilir ancak ben tek kat uyguluyorum ve oldukça beğendim.
Boyutu neredeyse bir mac allık kadar ve hergün kullansam bile uzun süre gideceğe benziyor. Kapağında da minicik bir aynası var, her ne kadar ben öyle minik aynaları kullanmasam da..
Fiyatı heryerde farklı! Flormar kiosklarında 28 tl den 18 tl ye düştüğü söyleniyor satış elemanları tarafından ancak ben karşıyakada bir parfümeriden 14 Tl ye aldım , açıkçası hiçbir zaman 28 Tl olduğuna inanmadım :)





30 Ağustos 2011 Salı

YENİ MEŞGALEM- ROSSMANN - Meine Drogerie:P

Yurtdışından kozmetik alışverişi yasaklandığından beri, bu yasağa destek veren firmalar hakkında fikirlerim değişmedi, ayrıca halen gidip de birinden alışveriş etmiş değilim. Geçen ay yurtdışındaydım ve çılgınca parfüm-losyon cart curt aldım, zaten ihtiyacım yoktu, ama sırf buradan birşey almamak için oradan aldım bol bol..Oh canıma değsin, yüzlerce dolar parayı orada bıraktım da yine burada o firmalara yedirtmedim!( Bazıları bu fikirlerime kızabilir!)

Neyseki, yeni bir yer açıldı güzel İzmirime. Rossman. Belki görmüşsünüzdür, Karşıyaka çarşıda, iskelenin karşısından girince sağdan ilk sokak içinde, sol tarafta kalıyor. Bir Alman markası.
Ağırlıklı olarak kendi markasına ait ürünler satıyor. Bunun dışında, yine sadece Rossmanda bulunabilecek, farklı isimli markaların ürünleri de var. Tabii, ayrıca Nivea, Neutrogena, Gliss Loreal, Maybelline, Max Faxtor, Pantene gibi diğer bilindik markalar da var.








Ben haftada bir uğruyorum diyebilirim. Bir kere, kendi markasına ve kendisi için ürettirdiği diğer markalara ait ürünleri çok çeşitli, kaliteli ve bu kalite için oldukça ucuz. Nedense alman ürünlerine çok güvenirim o yüzden çok seviyorum burayı. Ayrıca, birçok ürününde ecocert amblemi var, iyi içerik, zararsız , falan filan diyor. Buradan aldığım oldukça fazla ürün var ve birkaç tanesini tanıtmak istedim:

1. Facelle İntim Yıkama Jeli-Sensitive: Örneğin bu marka, sadece Rossman'da bulabileceğimiz bir markaymış, öyle diyor. Bu jelin 3 çeşidi var, fresh, sensitive ve ismini hatırlayamadığım bir şey daha.. Malum bölgem çok hassas olduğundan ben sensitive olanını aldım :P. Gördüğünüz koca şişe bu ay indirimde 3,5 TL.Normalde de 4 TL gibi birşey zaten..İçeriğinde laktik asit, birkaç sakinleştirici bitki özü var..Ben beğendim, biterse yine alırım, ama elimde şu anda 3 farklı markanın intim yıkama jeli olduğundan bu çok uzun bir zaman sonra olacaktır..

2.FUSSWOHL FUSS BALSAM ayak kremi: Bu da isminde belirttiği gibi yumyum ayaklar vaad eden bir ayak kremi, yapısı gerçekten de balsam şeklinde, merhemimsi, koyu birşey. Ayaklarımı yuuummmmuuşacıık yapıyor, bayılıyorum! Tek kötü yanı çok yoğun bir kafirun kokusu var, bu kokuyu bilen bilir ne pis olduğunu, minicikken, ana okuluna giden çocukların omuzlarına kafirunlu iğne koyarlar, bit gelmesin diye! ( Bizim anaokulunda yoktu çok şükür ama yapanı gördüm :)) 
Neyse efendim, kokusu dışında kremin performansı 3 TL lik fiyatı için fazla fazla. Gerçekten, anlık değil, ertesi güne kalan bir nemlendirme sağlıyor, yumuşacık oluyor ayaklarım. 75 ml tüpte. Bu markanın bir çok ayak ürünü var, bu ay da indirimde olan topuk çatlak kremini alıp, annemin topukları üzerinde denemek istiyorum.

3.RIVAL DE LOOP YOUNG GLOSS: Sadece Rossmanda bulabileceğiniz 3 farklı makyaj markası var, birisi Rival De Loop, diğeri bunun Young serisi diğeri de Alterra. Alterra organik ürünleri olan güzel bir makyaj markası ancak renk seçeneği çok yok. Rival de Loop ve bunun young serisinin daha cicili bicili şeyleri var, ilgi çeken, ucuz ucuz aldırtan cinsten. Bu glosslar da 3 TL gibi birşeydi. Yapıları yapış yapış değil, ama çok da kalıcı değil, renkleri de güzel ama bir daha almak için yanıp tutuştuğum glosslar değil açıkçası. 3TL için iyi işte..Dudağı kurutmuyor ama ekstra bir nem de vermiyor. Bir daha alır mıyım? Sanmam, 730137 tane glossum var ve bitmiyorlar! Bu markaların mineral fondöten ve pudraları var, bunları da denemek istiyorum.

4.ISANA sprey deo: 2 TL lik fiyatıyla, fresh kokularıyla muhteşemler. daha önce Watsons'dan alıp kullanmıştım, ancak orada 4 tl gibi birşeydi. 2tl ye görünce 4 tane alıp yedekledim. Otobüslerde ter kokan insanlara sesleniyorum, lütfen hergün yıkanın, bu 2 tl lik deolardan alın sürünün ve ter kokmayın! Bu kadar basit ve ucuz!

5.ISANA Menthol Lip Balsam: Bu minik bir tüpte dudak merhemi. Ben gloss gibi şeffaf çıkar sanmıştım ama gayet mat beyaz bir merhem. Mentol kokuyor ama kokusu 2 dakikaya kalmadan geçiyor, ayrıca çok hafif  yani çok boğaz yakacak, gözleri yaşartacak bir mentol aroması yok.İçeriği gayet güzel, spf 10 koruma faktörü var. Çatlak, rüzgardan-soğuktan yanmış dudaklar için HA-Rİ-KA! Bayıldım!!!! Bittikçe alırım ben bunu. Tek kötü yani, sürdüğünüzde dudakları bembeyaz yapıyor çünkü bildiğimiz beyaz bir merhem.Çok kolay emiliyor ama bıraktığı etki çok kalıcı. Çok beğendiğimi son kez tekrarlar, sadece 2,60 TL olduğunu belirtmek isterim.








6.ISANA Duş Jelleri: bunların da hastasıyım. 1,99TL ve çok çeşitli kokuları var . Kullandıklarım KOKOS( hindistan evizi), MANDEL( bademli) , MILCH& HONIG (sütlü ballı) ve MILCH PROTEIN ( süt protenli)
Bademli olan çok hoş kokmuyor, siyanür kokuyor bana! diğerleri tam yemelik ama, tatlı tatlı!! Kaç şişe bitirdm..Yedeklerim hep var.

7.ALTERRA- FIG&CRANBERRY KORPERPEELING: bu ürün, Türkiyedeki Rossmanda var mı bilemiyorum ,incir ve kızılcık özlü vücut scrubı. Gerçekten içinde incir çekirdeğim mi kızılcık çekirdeği mi desem, meyve çekirdekleri var işte, kokusu, yapısı muhteşem! Çok beğendim , bunu Almanya'dan akrabam getirdi. Eğer burada bulabilirsem, bitince alacağım bir ürün..




8.ISANA ACETON FREI Oje çıkarıcı: Bu da aseton içermeyen oje çıkarıcı. Ben Uni marka asetonsuz oje çıkarıcı kullanıyordum , bunu daha dün görüp aldım. Uniden daha ucuz, boyu da daha fazla. 2TL ve denemeye değer..


9. ISANA PAPATYALI EL KREMİ: içeriği fena olmayan, fiyatına göre gayet güzel bir el kremi ama vazgeçilmez de değil. Fiyatının 2TL olduğunu düşünürsek, her çantaya atılabilir.



İşte böyle. Aslında Rossman'dan aldığım daha birçok ürün var ama ilk olarak en beğendiklerimi tanıtayım dedim.. Bir dahaki gidişimde siyah nokta bantlarından almak istiyorum. Deneyen var mı?



not: Deo spreyleri fotoğrafa dahil etmeyi unutmuşum!!







1 Mayıs 2011 Pazar

KINIYORUM!

TEKİN BEYLER, SEVİL HANIMLAR, SEPHORA, GOLDEN ROSE GRUBU!!.


Sizden alışveriş ET-ME-YE-CE-ĞİM! . Bilgisiz, sürekli aşağılar bakışlarıyla müşterileri süzen, ay senin cildiin nee böyleeee, sana acil bundan vereliiim diye insanı sinir eden, alışveriş etmeyeceksen, standımın önünde durma, tester isteme, fiyat sorma muamelesi yapan mualarınız ve en önemlisi mağazalarda onlarca spot ışığının altında, raflarınızda sıcaktan bayatlayan ürünleriniz, ve insanı APTAL yerine koyan FAHİŞ FİYATLARINIZ ve alışveriş yasağını DESTEKLİYOR olmanız yüzünden sizin mağazalarınıza adımımı atmayacağım.Alışveriş yasağı isterse kalkmasın, hiç farketmez..

Bilginize

23 Nisan 2011 Cumartesi

KONUSUZ

O kadar yoğun çalışıyorum ki yine, dünyadan haberim yok. Blogger yasağı kalkmış, hiç haberim yok. Ne zaman kalktı acaba? Şanseseri girdim bir bloga, çok şaşırdım, sonra da güldüm kendi halime.(Blogger yasağı boyunca ezik gibi hiçbir bloga giremedim, DNS ayarları falan işe yaramadı..)

Annem ameliyat oldu 1 hafta kadar önce, şu anda iyi ama ben çok yoruldum tabii ki.. İşten kafamı kaldıramıyorum, kendime vakit ayıramıyorum.. Bazen sıkıldıııım diye höykürmek istiyorum.

Blogger yasağını atlattık, şimdi de gümrükte kozmetik yasağı başladı. Ülkemin saçmalıklarına bir saçmalık daha eklendi. Hayatımda duyduğum en aptalca şey... Benim yüzüme sürdüğüm kremi nerden aldığım ne Tekin beyi ilgilendirir, ne de başkasını..

Ülkeler arası gümrük anlaşmaları var, bir sürü şey var.. Nasıl böyle bir düzenleme olabildiğini halen aklım almıyor.

Böyleyken böyle yani!

Ha bir de, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun hepimize. Bugün düşündüm de, sanırım çocukluğumun 23 Nisanlarını özledim...Hatta çocukluğumu özledim..

İyi geceler..

6 Şubat 2011 Pazar

Bir online alışveriş keyfim vardı..!

Sinir oluyorum.

Çok sinir oluyorum, sinirden kendimi kemirdim yani..Cilt bakımı, makyaj ve parfüm satışı yapan, Türkiye'ye free shippingi olan, nadir sitelerden biri ülkemize gönderimi durdurmuş. Hiç şaşırmadım, bu kaçıncı site zaten..

O kadar üzüldüm ki anlatamam. Açıkçası bu siteyi kendim keşfetmiştim, hiçbir Türk blogunda ya da forumunda görmemiştim zaten. İngiltereden Royal Mail ile takipsiz ve ücretsiz! gönderim yapıyordu ve paketlerim 1 haftada elime sorunsuz ulaşıyordu.
Mail attım, neden durdurdunuz diye, kaybolan postalarla ilgili çok şikayet aldıklarını ve gönderimi kestiklerini bildirdiler ki, ben aslında zaten cevabı biliyordum.

Hem takipsiz postayla alışveriş edip, hem de pakedim gelmedi diye, siteleri mail yağmuruna tutup taciz eden beyinleri ezesim geliyor. Belki bazılarınız bana kızacaksınız ama, sırf bu yüzden, bildiğim bir çok online alışveriş sitesini paylaşmıyorum bile..

Internetten alışveriş zaten bir risktir, ayrıca sen takipsiz posta seçeneğini kullanıyorsan, kaybolma riskini de göze alacaksın. Ya da parana kıyacaksın, buradan alacaksın veya imkan varsa takipli posta seçeceksin.

Everyday minerals, silk naturals birçoğunuzun bildiği ve Türkiye'ye gönderimi kesen siteler.. Bunun dışındakileri ise hiç söyleyesim yok açıkçası, halen bir ümidim var, bir kaç ay sonra belki tekrar başlarlar gönderime diye.

Ayrıca, bir ricam olacak, lütfen şu anda halen gönderim yapan siteleri, pakedim kayboldu diye taciz etmeyin. Ne olur etmeyin. Bir de alıcı bilgilerini, adresinizi yazarken, kesinlikle Türkçe karakter kullanmayın. 

Yurtdışından defalarca takipsiz posta ile alışveriş ettim, sadece ilk seferki kayboldu, kaç yıl oluyor... Onda da acemiliğime gelmişti ve adresi ve ismimi Türkçe karakterler kullanarak yazmıştım. Bu da pakedin üzerindeki bilgiler okunamıyor diye daha Türkiye'ye girmeden, Amerika'ya geri gönderilmesine neden olmuştu. O olaydan beri , tek bir kaybolma dahi yaşamadım başka.

Size de tavsiyem buna dikkat etmeniz ve çok tekrarlamış olacağım belki ama  " riski " göze almanız!


27 Ocak 2011 Perşembe

DERMALOGICA- Special Cleansing Gel



Bu temizleme jelini ne zamandır merak ediyordum. Bir kere, ismi çok iddialı. İkincisi de çok çok fazla hayranı var.

Bende de bir testerı vardı, eczacım vermişti. Bu aralar, effaclar temizleme jelim bitemeye yüz tuttuğundan, yüzümü fazla kurutmaya başladığından ve tabii ki yeni ürünler deneme arzusuyla yanıp tutuştuğumdan, bu testera bir el attım. Deneyeyim de beğenirsem, bunu alırım diye.

İki gündür kullanıyorum, izlenimlerim:

Okuduğum yorumların neredeyse tamamı doğruymuş. Ürünün çok azı bile çok güzel köpürüyor.

Çok çabuk durulanıyor, yüzünüzde kaygan bir gliserin tabakası bırakmıyor.
Bitkisel- ilacımsı bir kokusu var, içeriğinde yazdığına göre, içindeki bitkisel özlerden kaynaklı bir koku bu, ayrıca parfüm kullanılmamış.

Cildi aşırı kurutmadan güzel temizliyor. Yine de kuru ciltler için değil bence. Jelin iddiası her cilt tipine iddia etmek olsa da, karma ve yağlı ciltler için gibi geldi bana daha çok.

İçeriğinde maalesef, 2. madde yine SLS , daha sonra, sabun otu, lavanta ve bir kaç bitki özü daha var.

Bu jeli Paloma'cım da kullanıyor ve çok memnun, bir kaç şişe bitirdi sanırım.

Testerı bitene kadar kullanıp, beğenirsem, 250 ml boyunu almayı düşünüyorum.

Kullananların yorumlarını bekliyorum :)

Not: Keşke içinde SLS olmasaymış. Uzun arayışlarım sonunda, beğendiğim bir SLS siz diş  macunu buldum ama sanırım SLS içermeyen, cildime uygun bir temizleyici arayışım daha çoook sürecek..

26 Ocak 2011 Çarşamba

MAYBELLINE- The Falsies Volum' Express Maskara

Güneş koruyucu yorumu görmekten kusmuş olduğunuzu görür gibiyim:P

O zaman ben de maybelline in yeni rimelinin nasıl da nefret ettiğim bir rimel olduğunu anlatayım size.

Şöyle ki ilk aldığım günden beri, rimeli açtığımda, fırçanın üzerine inanılmaz fazla bir rimel topağıyla geliyor. Öyle bir topak ki, kirpiklerim birbirine yapışmaktan öte, rimelde gözümün içine kaçıyor, gözümün heryerine bulaşıyor, kurumuyor, ay  vıcık vıcık işte, anlatamıyorum hislerimi.. Islak ıslak ,yapış yapış gözler... Makyajda en nefret ettiğim şey.

Fotoğraf çekmeye çalıştım ama gece olduğundan mı ne, hislerime yeterince tercüman olamadı fotoğraf. Gerçekten, sürülemeyecek kadar çok rimel geliyor fırçaya. Acaba benimkinde mi sorun yoksa herkesinki böyle mi merak ediyorum çünkü bu rimel çok övüldü, çok reklamı yapıldı ve çok sattı gördüğüm kadarıyla.

Yılbaşı indiriminden 10 Tl ye aldığımdan, götürmeye üşendim aldığım yere açıkçası..Paloma'cığıma sordum, onunki de böyleymiş biraz, pek beğenmemiş, almam bir daha, keşke sorsaydın bana almadan önce dedi..

Neyse, şu anda rimeli kullanamıyorum, halbuki çok hevesliydim. Kıvrık fırçalı rimelleri hep çok severim çünkü kirpikleri çok güzel ayırır ve uzatırlar ama bu olmadı, ııhhh, cııkk..





Ayrıca, Maybelline genel olarak uygun fiyatı ve fiyatına göre çok iyi olan kalitesiyle beni çok şaşırttı bu ürünle.Halen benimkinin bozuk olduğunu diliyorum.. Bir de Collosal ( sarı- tombik şişeli) aldım ama onu açmadım henüz umarım o da böyle değildir.


Sizin ki de böyle mi?


Not: Resim webden alıntıdır diye bir not ekleme ihtiyacı hissettim. Bunu hep yapmam gerekiyor sanırım :S



23 Ocak 2011 Pazar

Profilimi değiştirdim sonunda!

Evet evet, blogumu açtığımda yeni mezundum ve orada hala 1 dakika öncesine kadar yeni mezun yazıyordu.

Artık kazık kadar oldum, gençlerin önünü açmak gerek, neren yeni mezun senin, iş hayatına da alışmaya çalıştığın falan yok, yeterince alıştın çirkeflenmeye, insanları paçozlamaya dedim ve profilimi değiştirdim.

Şimdi daha çok beni ifade ediyor sanırım, yeni mezun buhranım seneler sürer sanmıştım ama sürmedi çok şükür :)

MD FORMULATIONS - SUN PROTECTOR COLOR SPF30- Light Tint


Güneş koruyucu kremleri tanıtmaya, kaldığım yerden devam ediyorum. İki gündür çok hastayım, bloguma birşeyler gireyim diyorum ama gözümü zor açtım vallahi..

Bu ürünü yeni aldım denebilir. Aslında Peter Thomas Roth ile aynı anda aldım ama pek kullanmadım.

Ürün, renkli nemlendirici  ve 30 faktörlü. 3 farklı renkte piyasaya sürülmüş gördüğüm kadarıyla, light, medium ve dark olarak..
Bendeki light yani en açık rengi.

Ürünün cildi nemlendirme ve dış etkenlere karşı koruma iddiası var.
Yapısı, hafif, yağsız ve çabuk emilen cinsten. Aşırı yağlı ciltler hariç, karma ciltlerin kaldırabileceği bir kıvamda.

Renkli nemlendirici olmasına rağmen, maalesef cilt tonunu dengeleme gibi bir etki yaratmadı bende. Ya da ben çok fazla şey bekledim ondan, bilemiyorum. Emildikten sonra, yüzünüzde parlaklık bırakıyor, bu yüzde pudra kullanmak şart üstüne. 

Cildim yağlıya dönük olduğu halde, bende aşırı yağlanma gibi bir prolem yaratmadı.
Ancak kullanamıyorum maalesef kendisini!!! Neden tahmin edin bakalım? Tabi ki, ten rengime uymadığı için!!

Resmen bronzer sürmüş gibi oluyorum sürünce. Kızarıklıkları kapatmıyor, cilt tonumu dengelemiyor ancak resmen yüzümden 2 ton falan koyu.Belki de cilt rengime uysa, beğenirdim yarattığı görüntüyü.

Çok açık tenliler hariç, bence hemen hemen herkesin kullanabileceği bir krem, gerek yapısı gerek de renkleri itibariyle. Çok açık tenliyseniz ve hafif bronz bir görünüm isterseniz, zaten hiç düşünmeyin, alın derim. Ama benim gerçekten, boynumdan 1 ton koyu bir surat göremeye tahammülüm yok :)




Ürün gramajı çok iyi, 75 ml. Normal güneş kremlerinin 1,5 katı oluyor yani. Fiyatı Türkiyede  80 TL civarı birşey sanırım, ama çilekte bunun yarı fiyatı, çok çok ucuz yani.

Bu ürün ilk MD Formulations ürünüm ve genel olarak beğendim, tek kötü yanı söylediğim gibi renginin bana olmaması.

Güneş koruması açısından da hem fiziksel hem kimyasal filtreler kullanılmış. Zaten içerik, yapı, koku, verdiği görüntü, kısacası herşeyiyle Hamilton Everday Face SPF30 ile birebir aynı. İlk elime aldığımda da böyle hissettim.  (Hamilton ile ilgili bir yazı da gelecek)







Resimler güzel çıkmadı ama hastayım ve bunu bile çok zor çektim, idare ediverin :) Resim bulanık olsa da, kremin rengini gerçekten böyle. Bilgilerinize :)





17 Ocak 2011 Pazartesi

GÜNEŞ KORUYUCU SORUNSALI- DEVAM



Avene- Very High Protection Emulsion SPF 50+:

İlk güneş kremimdir kendisi. Dermokozmetiğin hayatıma hızlı girişiyle, bu krem de girdi fakat girmesiyle çıkması bir oldu. Üzerinde oil free yazar, hafif, kolay emilen yazar ancak yazılanla gerçeğin hiç alakası yoktur. Aslında çok yağlıdır o, yüzünüzde dağıtamazsınız, emilmez, parıl parıl kalır. Yazın o sıcakta daha da erir yüzünüzde, hele makyaj yapmaya kalktınız mı yandınız..

Neyse çok kötüledim kremi ama iyi yönleri de var.
Bence piyasadaki en iyi koruyan kremlerden biridir kendisi. İçeriğinde yüksek oranda termal su bulunduğu için iritasyonu yatıştırdığı yazar ki bu sonuna kadar doğru, bazen cildim çok kuruduğunda, nemlendirici olarak bile sürmüşlüğüm vardır . 

 Eğer cildim kuru olsaydı, kesinlikle değiştirmeyeceğim, hayatım boyunca gözüm kapalı kullanabileceğim bir krem olurdu. Ay çok duygusallaştım, farkındayım ama itiraf ediyorum, bu krem benim içimde kaldı. Hala annem, anneannem bunu kullanıyor ve çok memnunlar. 

Cildine ağır gelmeyeceklere kesinlikle tavsiye ederim.Bunu kullandığım süre boyunca, lekelenme problemi hiç yaşamadım..






Avene Cleanance Soliare- Very High Protection SPF 40: İşte bu ürünün çıkarılma amacını gerçekten hiç ama hiç anlamadım. Sözüm ona, kendisi yağlı ve akneli ciltler için, yağsız, çabuk emilen bir güneş koruyucu. Sebum salgısını düzenleyen Kabak özü mü ne içeriyormuş. Yukarıdaki kremin tıpkısının aynısı, aynı onun gibi parlak, yağlı, emilmeyen birşey. Kokusu da aynı, içeriği de genel olarak aynı, belki birkaç farklılık vardır.
Bu kremi de testerı olmadığı için çok büyük umutlarla almıştım fakat hayal kırıklığı oldu benim için


                              
                           Koruması ve nemlendirmesine lafım yok, onlar gayet iyiler :)






15 Ocak 2011 Cumartesi

GÜNEŞ KORUYUCU SORUNSALI

Çok beyaz tenli olduğumdan, küçücüüükkenden beri burnumun üstü başta olmak üzere, yüzümde hafif çilimsi lekeler vardı. Bir de son yıllarda sivilce problemi yaşadığımdan, sürekli salisilik asit, glikolik asit veya retinol gibi soyucu maddeler içeren ürünler kullandığım için, yaz kış güneş koruyucu kullanır oldum.

Senelerdir, fizikselini- kimyasalını ve ikisinin kombine olduğu birçok marka güneş koruyucu krem kullandım. La roche Posay, Avene, Hamilton, Bioderma, Galenic, DDF, Neutrogena ve eminim aklıma gelmeyen daha bir sürü markanın testerları. Denediğim ya da kullandığım ürünler, genelde akneli ve yağlı ciltlere uygun olan, oil- free ibaresi bulunan, hatta matlaştırdığını iddia eden ürünler olmasına rağmen, benim karma cildimi disko topu gibi parlatıp, bir sürü komedon , siyah nokta ve sivilceyle doldurdu.

Kullandığım tüm güneş koruyucu ürünlerin yorumlarını yazasım geldi, benim gibi güneşten korkuyla kaçanlara belki birazcık faydam dokunur. Tabi hepsini bu postta yazmam imkansız , taksit taksit gelecekler :)

Bir süredir, Peter Thomas Roth- Uber Dry SPF30 kullanıyorum ve oldukça memnunum. İddiası, çok çabuk emilen, yüzde asla hissedilmeyen, mat görünüm vermesi ve antioksidan maddeler ve bazı vitaminler, ayrıca çok iyi UVA/UVB koruması.

Krem, elinize aldığınızda, çok katı kıvamlı, yayarken biraz zorlanabilirsiniz. Ancak içerikteki ikinci madde silikon olduğundan, bir köpük fondöten sürüyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz, çok çabuk emiliyor ve mat bir görünümü var. Elinize asla yağlı bir his gelmiyor. Parfümlü değil ama o kimyasal güneş koruyucu kokusunu alıyorsunuz, ancak bu koku 2-3 dakika içinde yok oluyor.
Bu güneş kremi geçen kış kullandığım DDF- Daily Matte SPF 15  ve Neutrogena Ultra Sheer Dry Touch SPF 30 ile aynı hissi veriyor. Onlar da silikonlu, böyle çabuk emiliyor hatta DDFin kokusu bile aynı. Ama içinde antioksidanlar  ve vitaminler yok. ( Bu kremleri, ayrı bir postta anlatacağım ancak DDF bende minik sivilcelere yol açtığı için kullanmıyorum, şişenin yarısı duruyor. Neutrogena ise aşırı parfümlü olduğundan, cildimi pul pul yapmıştı, heryeri kabarmıştı yüzümün ve ancak 3 gün kullanabildim sanırım.. Neyse ki 20 tl civarında bir para vermiştim)

Petercııımdan çok ama çok memnunum. Cildimde sivilce, hassiyet gibi  problemlere yol açmadı. Matlığı güzel. Gün içinde yağlanmayı çok önlemese de, matlık sağladığı kesin. En azından çoğu güneş koruyucunun verdiği ekstra vıcık yağ hissini verip, sizin sürekli  "acaba yüzün parladı mı " şeklinde paranoya yapmanıza neden olmuyor.

Gramajı , normal kremlere göre çok fazla, normalde güneş kremleri dermokozmetik markalarda 40 ml- 50 ml olurken, bu 4.2 oz yani 130 ml civarında. Fiyatı da çok uygun. Şu anda bu kremi bir daha değiştirmem gibi görünüyor.  Ancak güneş korumasının ne kadar iyi olduğu ancak yazın test edilebilir bence. Birkaç yerde, içeriğindeki avobenzonun stabilizasyonunu sağlayacak maddeler olmadığını bu yüzden korumanın da stabil olmadığını okudum anca hepsi de kişilerin yorumlarıydı. Yani kesin bir bilgim yok. ( Zaten bir ara hangi güneş koruyucu daha stabil, hangisi makyajla stabilizasyonunu kaybediyor diye kafayı kırmıştım, o yüzden aklıma getirmemeye çalışıyorum artık bu kısmını yoksa çok düşünmekten çıldıracağım)

                                                          Fotoğraf çekmeye fırsatım olmadı :(


La Roche Posay- Anthelios Ac SPF30 Fluide Extreme: Bu ürünü severdim ancak bu bu yaz piyasaya sürülen, " new formula" olanı  bence la roche un en büyük fiyaskosu, kimse kusura bakmasın.



Ürün genel olarak, oldukça akışkan, süt şeklinde. Kullanmadan önce çalkalamak gerekiyor.

Ürünle ilk 4 sene kadar öncesinde tanıştım ve ilk kullanmaya başladığımda çok memnundum. Yazın çok iyi gelmişti cildime ve kışın da ona devam etmeye kalktım ki, cildime zeytinyağı sürmüşüm gibi yağlanmaya yol açtı. Tam tersi olması gerekmiyor muydu? Bilemiyorum ama o yaz çok rahat kullandığım ürünu, kışın kullanamadım.

Sonraki yaz yine aldım ve bu sefer yazın da kullanamadım, cildim resmen kabul etmiyor, emmiyor ürünü. Sürüyorum , dağıtıyorum, yok, yağlı yağlı kalıyor, bir parlaklık, bir bunaltı bende.

1, 5 sene kadar bu ürünün yanından bile geçmedim, Bioderma, DDF.. derken en son bu geçtiğimiz yaz, hadi dön dolaş la roche a gel, belki  bu sefer yine seversin dedim..Aldım geldim eve. Bir sürdüm, o ne , daha da yağlı , öyle böyle değil. Sonra gözüme, kutunun bir köşesine itinayla minnaacık yazılmış " new formula" yazısı takıldı ve içeriğine tekrar baktım. Kimyasal koruyucular azaltılmış, fiziksel koruyucuları artırılmıştır yazıyor, ayrıca içerikte talc yok.

Fizisel koruyucular, hem daha stabil olduklarından hem de daha iyi koruma sağladıklarından aslında daha iyiler ama maalesef yağlı his veriyorlar.

Bu yaz, 1 ay tahammül edebildim bu ürüne. Çok fazla komedon sahibi oldum ayrıca bunun yüzünden. Bu kremin ürün bilgisinde hala akneli ciltler için olduğu ve oil free olduğunun iddia edilmesi çok komik bence. Tabi koruması gerçekten çok iyi ancak maalesef 3-4 kutu kullandıktan sonra tekrar alacağım bir ürün değil.